PAMUK NİNE

PAMUK NİNE

Ne günler yaşadı, ne günler gördü geçirdi de

bir gün bile isyan etmedi.

Üst katta kendi anne babası, alt katta

üç çocuk, bir koca, bir kaynana, bir kayınpeder

kutu gibi küçücük bir evde yaşadı uzun yıllar.

Yemek, çamaşır, bulaşık, ütü

ne iş varsa yapardı.

Hazır giyim mi vardı eskiden.

Evdeki herkesin pijamasını, elbisesini,

çocukların okul önlüklerine dek

hepsini diker giydirirdi.

Aile büyükleri var diye

evden misafir hiç eksik olmazdı.

Üstelik yatılı, yemeli içmeli misafirdi gelen.

Gün geldi büyük kızını erken yaşta evlendirdi.

Genç yaşta kayınvalide oldu.

Ele karıştı, artık bir de damat vardı.

Arkadan çok geçmeden torun da geldi.

Derken ortanca kız da evlendi,

damat sayısı ikiye çıktı.

Yıllar geçtikçe torun sayısı dörde katlandı.

Bu arada aile büyükleri artık birer birer

hayata veda ediyorlardı.

Artık evlilik sırası evin en küçük kızına gelmişti.

Damatları üçlemişti.

Kocasıyla birlikte kurdukları

iki kişilik çekirdek aile olarak

kalmışlardı evin içinde.

Edi ile Büdü misali.

İki kız, dört erkek

tam altı tane torunu oldu.

Torunlar büyürken kocasını da kaybetti.

Herkesin derdi onu buldu yıllarca.

Ama o hiç yüzünü asmadı kimseye.

Bütün üzüntüsünü, sıkıntısını hep içine attı.

Kimseye bir şey belli etmedi.

Şimdi artık ömrünün sonbaharında

mutlu bir yaşam sürüyor.

Torunların kimi üniversiteyi bitirdi,

kimi üniversitede okuyor,

kimi de üniversiteye hazırlanıyor.

Torunun birini evlendirdi,

artık bir de yeni nesil damat var.

Bir de torun çocuğu görmek

nasip olursa değmeyin keyfine.

O şimdi mutlu bir PAMUK NİNE.

GÜLTER ÖZGÜR

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !